Detoks diyetleri özellikle mevsim geçişlerinde ve yaz aylarında bir hayli popüler oluyor. Kısa süreli, kısıtlayıcı ve çoğu zaman sıvı ürünlerden oluşan bu diyet programları “arınmak” ve kısa sürede kilo kaybı yaşamak gibi vaatlerde bulunuyor. Peki bu diyetler gerçekten işe yarıyor mu? Tam olarak vücudumuza etkileri nelerdir? Gelin birlikte inceleyelim.


Detoks Nedir?


Herkesin bildiği detoks kelimesi aslında detoksifikasyon kelimesinden gelmektedir ve detoksifikasyon, toksik maddelerin fizyolojik olarak vücuttan uzaklaştırılması anlamına gelir. Yani herhangi bir diyete ihtiyaç duymadan vücudun günlük olarak karaciğer, böbrekler, bağırsaklar, lenfatik sistemler aracılığı ile yaptığı fizyolojik bir süreçtir.


Detoksifikasyon diyetleri popülerdir, ancak toksinleri vücudunuzdan attıklarına dair çok az kanıt vardır. Çünkü bu alanda yapılan araştırmaların içeriği eksiktir ve var olan bir avuç çalışma ise önemli derecede kusurludur.


Detoks Diyetleri Nasıl Yapılır?


Genellikle detoks listeleri oruç tutma dönemlerini andırır. Taze sebze ve meyveler; bu besinlerin suları, özel karışım bitki çayları ve doğal içerikli besin destekleri içerebilir. Detoksları bol su içeren kısa süreli sıkı bir diyet olarak değerlendirebiliriz.


Birçok farklı detoks programı bulunur. Bazı programlar sadece sıvı içerir.


Genel olarak bitkisel içeriklidir ve hayvansal gıda miktarı azdır.


Detoks Programları Gerçekten İşe Yarar Mı?


Detoks programı uygulayan bir birey kendini olduğundan daha hafif ve enerjik hissedebilir. Daha rahat uyku uyuyabilir. Sindirim sorunları ve şişkinliği oldukça azalabilir. Bu beklenen ve doğal bir durumdur.


Hepçil beslenen bireylerde vücut hayvansal besin tüketimine ve dolayısıyla hayvansal (doymuş) yağ tüketimine alıştığı için daha bitkisel içerikli bir program uyguladığında kolaylıkla sindirim sistemindeki rahatlamanın farkına varabilir. Özellikle kırmızı etin hazmı zordur ve bir de yağlı bir et tüketildiğinde kişinin ağırlaşması yani halk diliyle “rehavet çökmesi” çok olası bir durumdur. Detoks programları bitkisel içerikli ve çoğunlukla doymamış yağ asitleri içerdiğinden birey kendini hafiflemiş hissedebilir.


Paketli ve işlenmiş gıdalar tüketmek, dengesiz bir beslenme alışkanlığına sahip olmak, aşırı derecede hayvansal besin ve hayvansal yağ tüketmek, sebze ve meyve yönünden fakir beslenmek bağırsak florasında bazı zararlı yani toksik içerikler oluşturmaktadır. Serbest radikalleri ve bu toksik içerikleri ancak vitamin ve antioksidan yönünden zengin besinlerle vücuttan uzaklaştırmamız mümkün olur. Bu sebeple sebze, meyve, çiğ kuruyemişler, tahıllar ve kurubaklagiller her gün beslenmemize dahil etmemiz gereken besin gruplarındandır. Sadece birkaç günlüğüne bu besinleri tüketmek anlık olarak bağırsakları ve sindirimi rahatlatsa da gerçek bir çözüm olmayacaktır. Çünkü bu saydığımız besinler sağlıklı beslenmenin bir parçasıdır ve sağlıklı besinlerden dengeli bir beslenme alışkanlığı sürdürdüğümüzde vücudumuz daha az toksin biriktirecektir.


Detoks programı sağlıklı besinlerden uzaklaşıp üst üste ağır öğünler tüketilmesinin ardından; vücuttaki dengeyi sağlamak amacıyla 1-2 günlüğüne tercih edilebilir.


Herhangi bir sağlık sorunu olmayan bireyler için uzun süreli kilo verme dönemlerinde, kilo kaybında takılma yaşandığında ve bu kişi uzun bir süre yerinde saydığında (çünkü kilo verme sürecinde bazı kilolarda takılmak çok doğaldır ancak bu süreklilik birkaç hafta sonra sorun yaratabilir) metabolizmayı şaşırtmak amacıyla bireyin sürecini yakından takip eden bir beslenme uzmanı tarafından kontrollü olarak uygulanabilir.


Bu şekilde uygulanan detoks programları ile birkaç günde birden fazla kilo kaybını vaat eden ve gerçekçi olmayan beklentiler yaratan detoks programları aynı kefeye konmamalıdır.


Detoks programları genellikle hızlı kilo verme yöntemi olarak değerlendirildiği için maalesef ki gerçekçi değildir. Kilo kaybı anlık olarak gözlemlenebilir ancak bu kayıp genellikle geçicidir.


Kilo Kaybına Etkileri


Diyet süresince tüketilen besin miktarı kısıtlandığı için günlük alınan kalori miktarı da çok az kalır. Vücudumuz her gün bazal metabolizmamızın çalışması ve gün içinde yaptığımız fiziksel aktivitelerle enerji yani kalori harcar. Kalori alımı, harcanan kaloriden az olduğunda kalori açığı oluştururuz. Kalori açığı ise enerji kaynağı olarak vücuttaki depolara yöneldiği için yağ kaybını destekler.


Ancak biliyoruz ki başlı başına kalori açığı oluşturmak yeterli değildir. Çünkü önemli olan sağlıklı bir şekilde yağ kaybetmektir ve bunun için günlük aldığımız kalori miktarının minimumda bazal metabolizmayı karşılaması gerekir. Aynı zamanda total kalorinin makro besin grupları üzerindeki yüzdesel dağılımı ve en önemlisi de tüm bu makro dağılımı ve kalori miktarının hangi besinlerden geldiği göz önünde bulundurulmalıdır.


Detoks programlarında yer alan besinler doğal içerikli ve sağlıklı besinlerdir ancak günlük ihtiyaçlarımızı karşılama noktasında birim miktarı olarak yetersiz kalır.


Özellikle bu süreçte tüketilen karbonhidrat miktarı oldukça azalır. Karbonhidratlar yapısı gereği kendi hacimlerinden kat be kat vücutta su tutmaya eğilimlidir. Karbonhidrat yönünden fakir diyet programlarında en sık karşılaştığımız kilo kaybı vücuttaki su oranının düşmesiyle tartıda gördüğümüz rakamların eksilmesidir. Ancak kilo kaybı eşittir yağ yakımı anlamına gelmez.


Tartıda gördüğümüz ağırlık sabit bir değer değildir. Birçok değişkene bağlı olarak artı/eksi 1-2 kg fark gösterebilir. Bu oldukça doğaldır. Çünkü insan vücudu kompleks bir yapıdadır ve aynı anda bir çok parametre devreye girer. Bu sebeple kilo kaybı rakamsal bir farktır ve amaç yağ yakımı olduğunda sadece tartıda gördüğümüz kiloya göre yorum yapmak yanlış olacaktır. Önemli olan total yağ miktarındaki düşüş ve vücut ölçülerindeki değişimdir. Vücut kompozisyonu ölçen cihazlarla vücut yağ miktarını ölçebilir ve mezura ile vücudun belirli noktalarından çevre ölçümü alabiliriz. Bu ölçümler farklı zamanlarda yapılıp rakamlar karşılaştırıldığında yağ kaybını daha sağlıklı yorumlarız.


Detoks programlarının bir diğer yanıltıcı etkisi ise kısa süreli olmasıdır. Çünkü bu kadar kısa bir sürede yukarıda saydığımız ölçümlerde büyük bir fark görmemiz mümkün değildir. Ancak beden kitle indeksi çok yüksek ve aşırı kilolu bireylerde kilo kaybı rakamsal olarak daha yüksek olabilir.


Detoks Sonrası Dönem


Detoks programları size “2 günde 3 kg” veya “toksinlerimizden arınalım” gibi vaatlerde bulunabilir ancak bu programı uyguladıktan sonra ne yapacağınızı belirtmez.


Kilo vermek isteyen bireylerin yaptığı en büyük yanlış az yemenin kilo kaybını destekleyeceği ve ne kadar sıkı bir diyet yaparsa o kadar hızlı bir sonuca ulaşacağıdır. Bu tip şok programlar vücutta “kıtlık dönemi” olarak algılanabilir ve anlık olarak kilo kaybı yaşansa da kişi kendi beslenme düzenine geri döndüğünde vücut yağ depolamaya daha eğilimli olabilir.


Sadece fiziksel olarak değil aynı zamanda psikolojik açıdan da yoksunluk ve kısıtlanma duyguları; program sonrası iradeyi koruma noktasında bireylere zorluk yaşatır.


Risk Grupları


Özellikle kronik rahatsızlıkları olanlar, diyabetli bireyler ve tansiyon hastaları için bu programlar risk oluşturur. Tamamen sağlıklı bir bireyde dahi detoks döneminde baş dönmesi, enerji kaybı gibi yan etkileri görüldüğünden, kronik rahatsızlığı olan ve ilaç kullanan bireyler çok daha etkilenecektir.


Özetle


  • Detoks programları vaat ettiği etkilere tamamen sahip değildir.
  • Sağlıklı ve dengeli beslenen bireylerde toksik maddeleri organlar ve sistemler zaten uzaklaştırmaktadır.
  • Kilo kaybı yanıltıcı olabilir çünkü program kısa bir süre uygulanır ve ağırlıktaki düşüşün çoğunluğu su kaybı olarak yansır.
  • Pazarlama politikaları içinde kişileri beklentiye sokan bir etkiye sahiptir.
  • Kısa süreli programlar sonrasında dengeli ve ölçülü bir programa geçiş yapılmazsa kilo alımına sebep olabilir.
  • Kronik rahatsızlığı olan bireyler için risk oluşturabilir.


Diyetisyen Melis Kuşka