Yaz Aylarında Motivasyonu Yüksek Tutmanın Yolları

Fitness ve beslenme alanında en durgun zamanlar yaz sezonunda görülmekte. Bunun başlıca sebebi yazın gelmesiyle kişilerin hedeflerinden uzaklaşması. Bikini vücudu yapmak, yaza hazır olmak, plajlara hazırlanmak kış dönemi boyunca sürekli duymaya alışkın olduğumuz kalıplar. Bu kalıpların “pazartesi günü diyete başlıyorum” gibi yine duymaya çok alışkın olduğumuz klişe bir cümleden aslında hiçbir farkı yok.

Yaz aylarının gelmesiyle bahanelere kapılmış olabilirsiniz. Hayat rutininizde birtakım aksaklıklar yaşamanızdan dolayı hedeflerinizi ertelemiş olabilirsiniz. Sizin gibi hedeflerinden uzaklaşan birçok kişi var ve bu kişiler çoğunlukla kolayı seçiyor. Hem spora hem de beslenmeye aynı anda özen göstermemeye başlıyor. Böylelikle bir süre sonra tamamen hedeflerinden koparak bütün bir yaz dönemini ilerleme kaydetmeden kapatıyorlar. Peki siz de aynı hataya düşecek misiniz?


Bu noktada hedeflerinden vazgeçmek üzere olan veya motivasyonu düşen herkes için bazı şeyleri açıklığa kavuşturmamız gerekir. Öncelikle fit vücutlar, güzel formlar sadece başka kişilere sergilenmek amacıyla yapılırsa zaten gelip geçici olacaktır. Başarının en büyük anahtarlarından biri istikrardır. Yaz veya kış ayı fark etmeksizin ne yapacaksak kendi sağlığımız ve bedenimiz için yapacağız. Bu hedefleri gerçekten istememiz ve başta kendimiz için yapmamız gerekir.


Bir de süreci hızlandırmak için başka yollara başvuranlar vardır. Form kazanmak ilk hedefimiz olsa bile bunu kestirme yollardan, sağlığı tehdit eden yöntemlerle başarmak aslında başarı değildir. Kendinize güvenip doğal yollardan, bilginiz yetersiz kaldığında işin uzmanlarından destek alarak bu süreci kolaylıkla atlatabilirsiniz.


Hedeflerinizi Belirleyin


Öncelikle sağlıklı bir birey olarak, kilo vermek, kilo almak, hacim kazanmak veya formunuzu korumak gibi hedefinizin ne olduğunu keskin bir şekilde belirlemeniz ve kafanızda oturtmanız gerekir.


Gerçekçi Hedefler Belirleyin


Ucu açık hedefler her zaman havada kalacak ve bize bir yol çizmeyecektir. Hedefler uzun vadeli ve kısa vadeli olarak ikiye ayrılmalıdır. Örneğin amacınız tartıda 12 kg vermek ise bu uzun dönem hedefi; haftada 1 kg ile her ay 4 kg vermek kısa dönem hedefiniz olabilir. Bu şekilde kendinize 3 aylık bir plan çizebilir; rahatlıkla süreci yönetebilirsiniz.


Unutmamakta fayda var kendimize koyduğumuz imkansız hedefler de ilerlememizin önüne geçer. Bu sebeple hedefiniz her ne ise en makul ve yapabileceğiniz sınırlarda olanları kendinize hedef seçmelisiniz.




Kıyaslama Yapmayın


Bazen beğendiğimiz formlara bakmak, düzenli bir hayatı ile spor ve beslenme rutinleri olan kişileri örnek almak bize ilham verir. Motivasyon kaynağı oldukça kendimize idoller belirlemek ilerletici bir yaklaşımdır.


Fakat bir başka insanı kendimizle aynı kefeye koyup kıyaslama yapmak en yanlış yaklaşımların başında gelir. Kimsenin sosyal anlamda hayatı aynı koşullarda olamaz. İş düzeni, gelir düzeyi, sosyal çevresi ve alışkanlıkları çok yakınınızdaki bir insanla bile eşit olamaz. Bu sadece görünen kısım. Peki genetik ve fiziksel yapısı? Bilimsel olarak tek yumurta ikizlerinde bile aynı spor ve beslenmeyle birebir aynı form yakalanamıyor. Sizden farklı genetik yapısına sahip, farklı boyda, vücut ölçülerinde, kan değerleri ile hormon seviyeleri bile farklı olan bir kişi ile kendinizi kıyaslamak sizce ne kadar doğru olur?


Başkalarının başarıları sadece doğru ve yanlışlarıyla analiz edilir ve örnek alınırsa anlamlı olur. Herkesin kendi zamanlaması ayrıdır. Bunu asla aklımızdan çıkarmadan kendi zamanımızı kendi koşullarımıza göre şekillendirmeye devam etmeliyiz.


Motivasyon Düşüklüğü


Zaman zaman motivasyonun düşmesi kadar normal bir durum yoktur. Dünya üzerinde çok büyük başarılara imza atmış her sporcunun, savaşçının, sanatçının, hatta kaşifin başına bu durum mutlaka gelmiştir. Bu kişileri başarıya taşıyan ve diğer insanlardan ayıran en büyük özellikleri sahip oldukları yetenekler dışında başarmaya olan inançları ve hırslarıdır.


Motivasyonunuz düştüğünde bunun farkında olursanız hareketlerinizi kontrol edebilir ve kendi tutumlarınızı analiz edebilirsiniz.


Duygusal yeme bozuklukları, alkol bağımlılığı, tatlı bağımlılığı; üşengeçlik.. Sizi gerçekten oyundan düşüren olay her ne ise bunu tespit edin ve üstüne gidin.


Gerilemenin Nasıl Önüne Geçeriz?


Gerileme hiç istemediğimiz bir durumdur. İlerleme durabilir, yerimizde sayabiliriz. Fakat emek harcadığımız veya var olan formumuzdan daha geriye gitmek hedeflerimizden bizi olabildiğince uzaklaştırır. Bu durumun önüne geçmek için en etkili yöntem zarar azaltmadır.


Zarar Azaltma


Örneğin canınız tatlı istediğinde sağlıklı besinlerle hazırlanmış temiz içerikli bir tatlı yemek sizi geriletmez; tam tersi motive eder. Hem hedeflerinizden şaşmamış olursunuz, hem de canınızın istediği bir şeyi yapmış olmanın mutluluğunu ve keyfini yaşarsınız.





Alkol tüketmek sağlık açısından tavsiye etmediğimiz bir durum. Ama kişinin alışkanlığı varsa bunu göz ardı etmenin bir faydası yoktur. Tam tersi bu alışkanlık da belirli sınırlara çekilip kişinin aldığı zarar azaltılabilir. Örneğin alkol alışkanlığı olan kişiler belirli günlerde ve belirli miktarlarda alkol almayı planlayabilir. Akdeniz diyetinde erkekler için haftada 2 kadeh, kadınlar için 1 kadeh kırmızı şarap serbesttir.


Duygusal yeme bozukluğu olan kişiler çoğu zaman yaşadıkları duygu değişimlerine bağlı olarak ne yediğine dikkat etmeden çok sık yemek yemeye başlarlar. Burada önemli olan kişinin yöneldiği besinlerdir. Cips, çikolata, paketli atıştırmalıklar gibi hazır, yağlı, yüksek kalorili besinleri vücudumuza sokmak yerine bu atıştırmalıkları ev yapımı hafif atıştırmalıklar, çiğ sebzeler olarak tercih edebiliriz. Bu yaklaşımla kısıtlama – çok yeme kısır döngüsü zamanla kırılacaktır. Bu durumda olan kişiler için de bunun psikolojik bir durum olduğunu ve gerekli ise destek alınması gerektiğini hatırlatalım.


Yaşadığınız bir motivasyon düşüşü ile bir hafta boyunca egzersizden kopmak yerine, bir hafta boyunca egzersizlerinizin süresini kısaltabilir veya şiddetini düşürebilirsiniz.


Sevdiklerinizle geçirdiğiniz bazı zamanlarda beslenmeniz olumsuz etkilenebilir. Geri çeviremeyeceğiniz sofralar kurulabilir, dışarıdayken çok sevdiğiniz bir yemeği yemek konusunda kararsız kalabilirsiniz. Her şeyin dengeden geldiğini unutmadan, aşırıya kaçmadan, telafi edeceğiniz ölçüde keyif alarak bu yemeklerden az miktarda yiyebilirsiniz.


Kendinize ödül öğünleri yaratabilirsiniz. Hiç olmadık zamanlarda kaçamaklar yapıp temponuzu düşürmektense; sevdiğiniz bir yemeği haftada bir gün belirlediğiniz bir öğünde tüketebilirsiniz. Emin olun sevdiğiniz yemekler sağlıksız içeriklerden oluşuyorsa zamanla bu alışkanlığınız bile değişecektir.


Yasaklar koymadığınız zaman üzerinizdeki baskıyı azaltabilir ve bunu kendi yararınıza çevirebilirsiniz. Dondurma yemeyi kendinize yasaklamak yerine haftada 1 kere yemeyi tercih ettiğiniz bir düzende aslında ilerlemenin ne kadar kolay olduğunu göreceksiniz.


Motivasyonunuzu düşüren her ne varsa kendinizi en iyi siz tanırsınız. Bununla nasıl başa çıkacağınızı bilmiyorsanız ise sorun değil. Önemli olan her zaman denemektir. Denemekten çekinmezseniz kendi yönteminizi eninde sonunda bulursunuz.


Pes Etmeyin


Özetle hedeflediğiniz formlar tamamen kişisel bir süreç gerektirir. Herkesin zamanlaması, yöntemi farklı olabilir. Herkesin motivasyonu ve hayat şartlarının bir olmadığını unutmadan; kıyaslama yapmadan yola devam etmek gerekir. En iyi versiyonumuz için çalışmak süreç içinde zorlayıcı olabilir. Zamanla kendi ritmimizi bulmak, sonuç almaya başladıkça düşündüğünüzden daha çok tatmin edecektir.


Yaz veya kış koşullar ne olursa olsun bu durum sizi hedefinizden uzaklaştırmamalıdır. Asla geç kaldığınızı düşünmeyin. Belki de zamanınız yeni başlıyordur. Pes etmeden kendiniz için en iyisini yapın. Ve güçlü kalın.


Diyetisyen Melis Kuşka